Hepimizin elinde akıllı telefonlar ve bu telefonlarla bankacılık işlemlerimizi kolayca yapıyoruz. Ancak bu kolaylık, beraberinde bazı riskleri de getiriyor. Son zamanlarda sıkça karşılaşılan bir durum var: Telefonumuza yüklediğimiz bir uygulama aracılığıyla hesap şifrelerimizin çalınması, ardından banka hesaplarımızdaki bakiyenin başka hesaplara aktarılması gibi dolandırıcılık vakaları. Hatta bazen hiç talep etmediğimiz halde adımıza kredi çekilip paranın alınıp götürüldüğünü görüyoruz.
Peki bu durumda, yani paramız çalındığında, sorumluluk kimin? Banka sorumluluğu nerede başlar, nerede biter? Bu sorunun cevabı genellikle olayın nasıl gerçekleştiğine bağlı ve sandığımızdan daha karmaşık olabilir.
Kullanıcının Yükümlülükleri vs. Bankanın Yükümlülükleri
Bankacılık alanındaki sorumluluğun iki yönlü olduğu bilinmelidir. Bir tarafta bankacılığı kullanan kişinin yükümlülükleri var. Yani bizim, kullanıcılar olarak, şifrelerimizi ve erişim bilgilerimizi uygun şekilde koruma sorumluluğumuz bulunuyor. Banka, hesabımıza erişim yetkisini genellikle iki aşamalı kontrol yöntemiyle bize veriyor. Eğer biz kendi ihmalimizle bu şifreleri koruyamazsak, sorumluluğun bir kısmı bize ait olabilir.
Diğer tarafta ise bankanın yükümlülükleri söz konusu. Bankalar, sundukları mobil bankacılık hizmetinin güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Sistemlerinin güvenlik açıklarına karşı önlem almak, dolandırıcılık girişimlerini tespit etmek ve engellemek onların sorumluluğudur.
Farklı IP Adresleri ve Mobil İnternet
Dolandırıcılık vakalarında sıkça karşılaşılan bir durum, işlemin başka bir IP adresi üzerinden yapılmasıdır. İlk akla gelen soru, “Eğer para farklı bir IP’den çekilmişse banka neden bunu engellemedi?” olabilir. Ancak uzmanlar, mobil internet kullanımının doğası gereği bu durumun her zaman şüpheli olmayabileceğini belirtiyor. Cep telefonlarımızda kullandığımız internetin IP adresleri sabit (statik) değildir. İnternet servis sağlayıcımızın o an bize tahsis ettiği, kullandığımız yerde bile değişebilen değişken IP adresleri üzerinden bağlantı kurarız. Bu nedenle, bankanın sadece IP adresinin farklı olmasından dolayı işlemi otomatik olarak engellemesi her zaman pratik veya makul olmayabilir.
Bankacılık Sistemindeki Güvenlik Tedbirlerine İlişkin Yönetmelik (2017)
Bankaların uyması gereken güvenlik tedbirleri konusunda yasal düzenlemeler bulunmaktadır. 2017 tarihli Bankacılık Sistemindeki Güvenlik Tedbirlerine İlişkin Yönetmelik, bankaların alması gereken önlemleri belirlemektedir. Eğer banka bu yönetmelikte belirtilen veya genel anlamda gerekli olan güvenlik tedbirlerinden herhangi birini atlamışsa veya sistemleri bu tedbirleri aşan bir saldırıya karşı yetersiz kalmışsa, bankanın da sorumluluğunun bulunduğu söylenebilir.
Kusurun Bölünebilirliği
Hukuki olarak, bir olayda birden fazla kişinin hatası veya ihmali olabilir. Ceza hukuku açısından ele alındığında kusur, bölünebilir ve ilgili taraflara yüklenebilir bir kavramdır. Yani, hem kullanıcının hem de bankanın aynı olayda kusuru olabilir ve bu kusurlar birbirini ortadan kaldırmaz.
Örneğin, kullanıcı farkında olmadan (ancak gerekli özeni göstermeyerek) zararlı bir uygulama yüklemiş olabilir ve bu kullanıcının bir tür ihmalidir. Aynı zamanda, banka gerekli güvenlik tedbirlerini almadığı için bu uygulamanın sistemine sızmasını veya hesaba yetkisiz erişimi tespit edememiş veya engelleyememiş olabilir; bu da bankanın bir kusuru olarak değerlendirilebilir. Önemli olan, olayın detaylarını ortaya koymak ve hangi tarafın hangi düzeyde ihmali olduğunu belirlemektir.
Tıpkı bir banka soygunu örneğinde olduğu gibi; eğer soyguncular bankanın kasasındaki parayı alıp giderse, bu bankanın sorumluluğundadır. Ancak mobil bankacılık gibi durumlarda, kapıyı siz kendi elinizle (bilgisayarınıza virüs alarak veya şifrenizi korumayarak) aralamış olabilirsiniz. Yine de banka, sizin bu ihmalinize rağmen sisteminin aşılamaz olması için gerekli güvenlik bariyerlerini kurmak zorundadır. Özellikle password cracker gibi programlarla şifrenizin kırıldığı durumlarda, bankanın log kayıtları büyük önem taşır ve bankanın güvenliği sağlamak yükümlülüğü ön plana çıkar.
Sonuç
Mobil bankacılık dolandırıcılığı vakalarında banka sorumluluğu, kullanıcının kendi yükümlülüklerini ne kadar yerine getirdiği, bankanın alması gereken güvenlik tedbirlerini ne kadar uyguladığı ve dolandırıcılığın tam olarak hangi yöntemle gerçekleştiği gibi birçok faktöre bağlıdır. Kusurun bölünebilir olması, sorumluluğun tek bir tarafa yüklenmesini çoğu zaman engeller. Bu tür olaylarda banka kayıtları ve log kayıtları, gerçeği ortaya çıkarmak ve sorumluluğu belirlemek açısından kritik öneme sahiptir.
Hem biz kullanıcıların dijital dünyada daha dikkatli ve uyanık olması, hem de bankaların siber tehditlere karşı sürekli tetikte olup güvenlik sistemlerini güçlendirmesi, finansal dolandırıcılığın önüne geçmek için atılması gereken en temel adımlardır.